24 Şubat 2012 Cuma

KALP KRİZİ


Ani kalp krizine bağlı ölüm riski, biyolojik saate göre değişiyor. Ancak özellikle sabah saatlerinde risk artıyor.


Kalp ortalama dakikada 70, günde 100 bin ve yılda 40 milyon kez atıyor. Saatlerce, günlerce, yıllarca durmaksızın çalışan kalp, bütün vücuda kan pompalıyor. Kalp kolay kolay da yorulmuyor.

Bunu Nasıl Yapıyor?

Hiçbir zaman yorgunluk çekmeyen özel kaslardan oluşan kalp, hayati görevlerini elektrik enerjisi sayesinde gerçekleştiriyor. Kalp durduğunda doktorların elektro şok uygulamasının nedeni de bu.
Kalbin atışını sağlayan elektrik enerji ise dışarıdan gelmiyor. Kalp, ihtiyaç duyduğu enerjiyi, kaslarının kasılıp gevşemeleri esnasında mucizevi bir şekilde kendisi üretiyor. Kalp attıkça da hayat sürüyor.

Kalp atışlarını kontrol eden protein gün boyu farklılıklara uğruyor.
 
Kalp atışlarını özel bir protein kontrol ediyor. İngiliz bilim adamları, farelerle yapılan deneylerde, bu özel proteinin gün boyunca farklılığa uğradığını ortaya koydu.

Kalp Ritmi Gece-Gündüz Farklı
 

Proteinin miktar ve işlevinde yaşanan dalgalanmalar, biyolojik saatle uyum gösteriyor. Yani gün içinde vücut kimyasında yaşanan değişiklikler, kalbimizin ritmini etkiliyor. Kalp ritminde bu yüzden gece ile gündüz arasında farklılar yaşanıyor.
Verileri değerlendiren uzmanlarsa uyarıyor: ani kalp krizi en çok vücudun zayıf olduğu sabah erken saatlerde öldürücü oluyor.
Akşamüstü saatlerinde de yorgun bedenle birlikte kalp ritminde düzensizlikler yaşanıyor ve risk yeniden artıyor.
Bilim adamları, biyolojik saate uygun bir yaşam sürmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

DİŞLERİ GÜÇLENDİREN 5 GIDA

 
Doğru yemek yemek, periodontal (diş ve diş eti çevresi) hastalıkları ve diş eti plaklarının oluşumunu engeller.

Bu 5 kuvvetlendirici besini tüketerek dişlerinizi güçlü tutun.

Süt: Kemiklere olduğu kadar dişler içinde kalsiyum açısından önemli bir yer tutar. Diş eti hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur ve çene kemiğini güçlendirir. Son zamanlarda bir çok hastalık üzerinde büyük rol oynamıştır.

Somon balığı: Somon balığı ve uskumru gibi yağlı balıklarda diş ve diş etini korumayı sağlayan ve kalsiyum açısından zengin bir besinlerdir. Somon balığında bulunan D vitamini ağız sağlığı için çok önemlidir. Özellikle çocuklarda diş gelişimine yardımcı olan besinlerin başında yer alır.

Portakal: Portakal gibi turuçgillerde çene dişlerini tutan ve bağ dokusunu güçlendirerek diş etlerinizin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. O kadar güölüdür ki C vitamini olarak çok zengindir. Ayrıca diş eti iltihabını önler. Aynı zamanda içindeki florun sayesinde, dişin sert tabakasının yapısını geliştirerek, dişleri ağız içinde oluşan asitlere karşı korur.

Çilek: Portakal ve diğer narinciye meyveleri gibi C vitamini açısından zengindir. Diş etlernin gücünü ve bütünlüğünü korur, önemli bir protein kaynağıdır. Aynı zamanda mevsiminde olgun bir çileği ezerek dişleri fırçalamak dişlerin beyazlamasını sağlar.

Su: Gıda atıklarının temizlenmesine yardımcı olur. Tükürük seviyesini yüksek tutar. Tükürüğün en önemli özelliğinden biri diş çürümesine engel olmaktır. Su aynı zamanda diş minesinin zarar görmesini ve diş çürüklerine engel olmaktadır.

KANSERE KARŞI ÇAY İÇİN


İçerdiği antioksidan nedeniyle birçok hastalığa iyi gelen çay, aynı zamanda kansere karşı direnç sağlıyor. 


Çayın, barındırdığı antioksidanlardan dolayı kalp krizi, damar sertliği, koroner kalp hastalıkları riskini azalttığı, yüksek tansiyonu engellediği, kansere karşı vücut direncini artırdığı bildirildi. Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Yılmaz yaptığı açıklamada, çayın, Sudan sonra en fazla tüketilen, insan vücuduna en uygun, sağlıkla en uyumlu, zararlı maddelerden arınmış içeceklerden biri olduğunu belirterek, dünya nüfusunun 3'te 2'sinin çay tükettiğini vurguladı.

Antioksidan İçeriyor

Günde 350 mililitre çay içenlerin kalp krizi geçirme riskinin, çay tüketmeyenlere göre 3'te 2 oranında daha az olduğunu gösteren çalışmalar olduğunu ifade eden Yılmaz, "Çay enerji tüketimini artırarak vücut ağırlığını azaltıyor. Ayrıca damar sertliği ve koroner kalp hastalıklarına, yüksek tansiyona karşı barındırdığı antioksidan maddelerden dolayı engelleyici etkisi var. Her türlü kansere karşı vücut direncini artırıyor. Yeşil çayda flavonoid grubundan polifenoller oldukça fazla. Yapılan çalışmalar, çayda bulunan polifenollerin kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisinin göz ardı edilmeyecek kadar önemli olduğunu göstermiştir" diye konuştu.

Sıvı İhtiyacını Karşılıyor

Yılmaz, ayrıca çayla birlikte bol miktarda sıvı alındığını, bunun da vücut için çok önemli olduğunu vurguladı. Günde 5-6 fincana kadar çay içilmesinin normal olduğunu belirten Yılmaz, "Böylece yetişkin bir insan için gerekli olan günde 2.5 litre sıvı ihtiyacının önemli bir kısmı karşılanmış olur. Çok alınırsa belki ihtiva ettiği kafeinden dolayı zararlı etkileri görülebilir ama bu etkinin görülmesi için orta demli olarak 1 litreden fazla çay içilmesi lazım" dedi.